12 Kasım 2012 Pazartesi

Akıl Oyunları (A Beautiful Mind) John Nash adlı nobel sahibi ünlü matematikçinin(ekonomist) başından geçen hayrete düşeceğiniz ve tekrar tekrar izleyeceğniz tapılası film. İlk izlediğinizde göremediğiniz ayrıntıları tekrar tekrar izlemenizle farkedeceksiniz. Film hakkında 10 sayfa yazabilirim ama cidden anlatılmaz yaşanır cinsinden bir filmdir izlemediyseniz hemen izlemelisiniz filmin özetine gelirsek John Forbes Nash Jr., genç yaşında geliştirdiği kuramlarla matematik dünyasının bir numaralı ismi haline gelir. Fakat kısa süre içerisinde bencilliği ve kendine olan aşırı güveni sonucunda oluşan kişisel problemleri ile baş edemez duruma düşer. Dahilik ile delilik arasındaki ince çizgide, delilik tarafına doğru sürüklenir. Uzun süre şizofreni ile mücadele eden matematikçi, yıllar sonra adeta yeniden doğarak Nobel ödülünü almayı başarır. IMDB Puanı 8.1/10 Yapım: 2001 - ABD, Tür: Aile, Biyografi, Dram, Gizem, Psikolojik, Süre: 135 dakika Yönetmen: Ron Howard, Oyuncular: Russell Crowe, Jennifer Connelly, Paul Bettany, Ed Harris, Josh Lucas, Christopher Plummer, Adam Goldberg, Vivien Cardone, Jason Gray-stanford, Josh Pais, Judd Hirsch, Tanya Clarke, Austin Pendleton, Anthony Rapp, Victor Steinbach, Jillie Simon, Seslendirenler : Şenay Gürler, Volkan Severcan, Haldun Boysan, Murat Şen, İstemi Betil, Mazlum Kiper, Ayhan Kahya, Ali Ekber Diribaş, ilham Erdoğan, Hakkı Ergök, Müzisyen : James Horner, Dolby Digital, Sdds , Dts , Görüntü Y.: Roger Deakins, Senaryo: Akiva Goldsman, Senaryo (Kitap): Sylvia Nasar, Yapımcı:Ron Howard, Brian Grazer Storyline Biopic of the famed mathematician John Nash and his lifelong struggles with his mental health. Nash enrolled as a graduate student at Princeton in 1948 and almost immediately stood out as an odd duck. He devoted himself to finding something unique, a mathematical theorem that would be completely original. He kept to himself for the most part and while he went out for drinks with other students, he spends a lot of time with his roommate, Charles, who eventually becomes his best friend. John is soon a professor at MIT where he meets and eventually married a graduate student, Alicia. Over time however John begins to lose his grip on reality, eventually being institutionalized diagnosed with schizophrenia. As the depths of his imaginary world are revealed, Nash withdraws from society and it's not until the 1970s that he makes his first foray back into the world of academics, gradually returning to research and teaching. In 1994, John Nash was awarded the Nobel prize in Economics.
Amelie Le Fabuleux destin d'Amélie Poulain hiç abartmadan söyleyebilirim ki hayatım boyunca izlediğim en iyi fransız filmidir. Film gerçek aşkı bulmak isteyen bir kızın (amelie) nin başından geçen olaylar ve günlük yaşantısını alan sizi çok etkileyecek önemli yapıtlardan biridir izlemediyseniz hemen izlemelisiniz. Filmin özetine gelecek olursak aris'te garsonluk yaparak, kendine özgü bir dünyada yaşayan saf, çekingen ve masum bir kızdır Amelie. Annesinin beklenmedik ölümü, babasının soğuk tavırları ve yaşadığı travmalar sonucu, sevimli ve boş şeylerle uğraşarak kendisine eğlence yaratmaya çalışsa da aslında hayatı sıkıcı bulduğu için kendisini son derece yalnız hissetmektedir. Bu kısır döngü Amelie’nin evde bulduğu bir kutuyu ve onun aracılığıyla sahibini keşfetmesiyle birlikte bir anda bıçak gibi kesiliverir... Amelie aşık olmuştur. IMDB Puanı 8.5/10 Yapım: 2001 - Fransa, Almanya, Tür: Dram, Fantastik, Komedi, Romantik, Süre: 122 dakika Yönetmen: Jean Pierre Jeunet, Oyuncular: Audrey Tautou, Jamel Debbouze, Mathieu Kassovitz, Dominique Pinon, Yolande Moreau, Spencer Tracy, Joan Bennett, Claire Maurier, Isabelle Nanty, Clotilde Mollet, Flora Guiet, Serge Merlin, Claude Perron, Dean Baykan, Lorella Cravotta, Manoush , Artus Penguern, Rufus - Raphaël Poulain, Urbain Cancelier, Seslendirenler : Boğaçhan Sözmen, Erhan Abir, Müzisyen : Yann Tiersen, Görüntü Y.: Bruno Delbonnel, Senaryo: Jean Pierre Jeunet, Gauillaume Laurant, Yapımcı:Claudie Ossard, Helmut Breuer, Jean-marc Deschamps, Arne Meerkamp Van Embden, Jean Deschamps, Storyline Amélie is a story about a girl named Amélie whose childhood was suppressed by her Father's mistaken concerns of a heart defect. With these concerns Amélie gets hardly any real life contact with other people. This leads Amélie to resort to her own fantastical world and dreams of love and beauty. She later on becomes a young woman and moves to the central part of Paris as a waitress. After finding a lost treasure belonging to the former occupant of her apartment, she decides to return it to him. After seeing his reaction and his new found perspective - she decides to devote her life to the people around her. Such as, her father who is obsessed with his garden-gnome, a failed writer, a hypochondriac, a man who stalks his ex girlfriends, the "ghost", a suppressed young soul, the love of her life and a man whose bones are as brittle as glass. But after consuming herself with these escapades...
Role Models ilk gördüğümde tipik bir amerikan komedi filmi olduğunu sanmıştım fakat izledikten sonra yanıldığımı fark ettim filmin konusundan çok uslup olarak cidden izlerken çok iyi zaman geçireceğiniz ve sıkılmadan sonunu nasıl geldiğini anlayamayacağınız bir yapıt olmuş.Filmin özetine gelirsek Satış temsilciliği yapan Dany ve Wheeler, bir enerji içeceği firmasının kamyonunu tahrip eder Tutuklanmalarının ardından mahkeme onlara iki seçenek sunacaktır: Hapis ya da eğitim programında 150 saat geçirmek. Çocuklarla geçirilen birinci günün ardından hapiste yatmanın daha iyi bir fikir olduğunu düşünmeye başlayacaklardır IMDB Puanı 7.0/10 Yapım: 2008 - ABD, Almanya, Tür: Komedi, Gençlik, Süre: 99 dakika Yönetmen: David Wain, Oyuncular: Seann William Scott, Elizabeth Banks, Paul Rudd, Jane Lynch, Christopher Mintz-Plasse, Bobb'e J. Thompson, Carly Craig, Jessica Morris, Hunter Brochu, Heather Black, Shane Arenal, Jane Cynch, Tajh Bellow, Landon Ashworth, Müzisyen : Craig Wedren, Görüntü Y.: Russ T. Alsobrook, Senaryo: Paul Rudd, Ken Marino, Timothy Dowling, David Wain, Yapımcı: Luke Greenfield, Scott Stuber, Matthew Seigel, Mary Parent, Storyline Danny and Wheeler, well into their 30s, lack something: Danny feels stuck; he's sour and has driven away his terrific girlfriend. Wheeler chases any skirt he sees for empty sex. When they get in a fight with a tow-truck driver, they choose community service over jail and are assigned to be big brothers - Danny to Augie, a geek who loves participating in a weekend Medieval reenactment society, and Wheeler to Ronnie, a pint-size foul-mouthed kid. After a rocky start, things start to go well until both Danny and Wheeler make big mistakes. Can the two men figure out how to change enough to be role models to the boys?
Selamlar herkese Persepolis iranlı bir kadının irandaki ve iran dışındaki yaşamını şah döneminin yıkıldığı dönemden sonraki iranı anlatmaktadır. Filmi izledikten sonra yaşantınızı sorgulayıp kendinizi filmin içinde bulacaksınız.İslami motiflerin bulunduğu ve islamiyetin konu olduğu bu filmin özetine gelirsek (Film çizim unsurlarıyla yapılmıştır -çizgi roman tadında-)Filmin özetine gelirsek Molla Devrimi sırasında yaşananları bir çocuğun gözlerinden anlatan PERSEPOLIS, eğlenceli olmayı başarabilen bir politik animasyon. Şah devriminin yıkılmasının ardından küçük Marjane ve ailesi sevinçle sokaklara dökülürler. Uzun süren sancılı bir dönemin ardından demokratik bir düzenin geleceğine inanan İranlıları karanlık ve zorlu bir dönem beklemektedir. IMDB Puanı 8.0/10 Yapım: 2007 - ABD, Fransa, Tür: Animasyon, Dram, Komedi, Savaş, Politik, Süre: 96 dakika Yönetmen: Marjane Satrapi, Vincent Paronnaud, Oyuncular: - Seslendirenler : Sean Penn, Gena Rowlands, Catherine Deneuve, Iggy Pop, Chiara Mastroianni, Danielle Darrieux, Arié Elmaleh, Simon Abkarian, Mathias Mlekuz, Stéphane Foenkinos, Amethyste Frezignac, Tilly Mandelbrot, Gabrielle Lopes Benites, François Jerosme, Jean-françois Gallotte, Müzisyen : Olivier Bernet, Senaryo: Marjane Satrapi, Vincent Paronnaud, Senaryo (Kitap): Marjane Satrapi, Yapımcı: Kathleen Kennedy, Xavier Rigault, Tara Grace, Marc-antoine Robert Poignant coming-of-age story of a precocious and outspoken young Iranian girl that begins during the Islamic Revolution.
Merhaba arkadaşlar an American Crime(Bir Amerikan Suçu) uzun süredir izleyipte beni en çok etkisi altında bırakan filmlerin başında gelir izlemediyseniz kesinlikle izlemelisiniz küçük 2 kardeşin başından geçen olaylar sizi en derinden sarsacak ve bir çok şeye farklı bakmanızı sağlayacaktır.Bu film gerçek bir olayın ışığında yazılmış ve tamamen olaylar gerçektir.Filmin konusuna gelirsek film 1965'de yaşanan gerçek bir olayı konu alıyor . davaya bakan savcı Lorey New bu cinayetin 'Indiana eyaletinde bugüne kadar işlenmiş olan en korkunç cinayet' olarak yorumluyor. Sylvia'nın annesi ve babası panayırlarda çalışmaktadır ve şehir şehir gezmektedirler. bu yüzden Sylvia ve küçük kız kardeşini bir ev hanımı olan ama maddi sıkıntıda da bulunan Gertrude Baniszewski' ye bırakırlar. Bundan sonra olaylar başlar. Gertrude ayrıca psikolojik sorunları da olan bir bayandır ve ilaçlar almaktadır. Sylvia'yı bodrum katına kapatarak çeşitli işkenceler yapar bu işkencelere kendi çocukları ve mahallesindeki çocukları da katar. Sylvia'a işkence yapmak onlar için eğlence kaynağı olmuştur. film mahkeme salonundaki tanıklar ve sanıkların ifadeleri ile olaylar arasında gidip gelerek işlenmiştir. IMDB Puanı 7.3/10 Yapım: 2007 - ABD, Tür: Biyografi, Dram, Suç, Psikolojik, Süre: 97 dakika Yönetmen: Tommy O'haver, Oyuncular: James Franco, Ellen Page, Jeremy Sumpter, Catherine Keener, Ari Graynor, Brian Geraghty, Amy Ferguson, Romy Rosemont, Bradley Whitford, Nick Searcy, Patricia Place, Hayley Mcfarland, Carlie Westerman, Calvin Keet, Michael Okeefe, Michelle Benes, Oliver Adams, Müzisyen : Alan Ari Lazar, Görüntü Y.: Byron Shah, Senaryo: Irene Turner, Tommy O'haver, Yapımcı: Christine Vachon, Katie Roumel, Jocelyn Hayes, Kevin Turen, Henry Winterstern, Storyline Based on a true story that shocked the nation in 1965, the film recounts one of the most shocking crimes ever committed against a single victim. Sylvia and Jennie Fae Likens, the two daughters of traveling carnival workers are left for an extended stay at the Indianapolis (3850 E. New York St. is hardly suburban, nor was it in 1965, by any stretch of the imagination.) home of single mother Gertrude Baniszewski and her six children. Times are tough, and Gertrude's financial needs cause her to make this arrangement before realizing how the burden will push her unstable nature to a breaking point. What transpires in the next three months is both riveting and horrific, leaving one child dead and the rest scarred for life.

11 Kasım 2012 Pazar

Merhabalar öncelikle. Dragonfly[sonsuz aşk) bir adamın başından geçen olaylar ve olaylar ışından meydana gelen bazı ruhani olay ve simgeler sonucunda o adamı yönlendirme çabası olan bir kadın. 2 dünya arasında iletişimin sağlandığı etkileyici bir film. Psikolojik çatışmaların yanı sıra değer kavramını yargılayacağınız ve gerilim öğelerinin bulunduğu güzel bir film. Film konusu hakkında bilgi vermeye çalışayım biraz da spoiler içerir.Chicago Memorial Hastanesinin acil servisinin şefi olan Dr. Joe Darrow(Kevın Costner), travma ve yaralanma vakalarında tanınmış bir uzmandır. Kendisi gibi bir doktor olan eşi Emily (Joe Morton)Venezüella’daki bir yardım görevi sırasında, dağda geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını yitirir. Onun bu göreve gitmesine baştan beri karşı çıkan Joe büyük bir buhran içine girer.Olayın üzerinden altı ay geçmesine rağmen Emily’nin cesedi bulunmaz. İçine girdiği buhran nedeniyle hastanedeki davranışları kötüye giden Joe’ya yöneticisi bir süre izin alıp kafasını dinlemesini önerir. Joe kendisini Emily’den kalan anılarla beraber tüm dünyadan izole eder. Bunlar arasında karısının simgesi olan yusufçuk böceği de vardır. Bir gece evde yanlız başınayken yusufçuk şeklideki broşlardan birisi sanki biri tarafından itilmişcesine masadan yere düşer. Joe gittikçe daha fazla halüsinasyonlar görmeye başlar. Joe’nun tanıştığı yakın ölüm tehlikesi geçirmiş bazı gençler karısının onunla bir iletişim kurmaya çalıştığını söylerler. Bu tarz olayları inceleyen bir rahibe Joe’ya onun ve Emily’nin bitmemiş bir işi olabileceğini ve bunu tamamlamadan gördüğü halüsinasyonlardan kurtulamayacağını söyler. IMDB Puanı 5.8/10 Yapım: 2002 - ABD, Tür: Dram, Fantastik, Gerilim, Gizem, Romantik, Süre: 104 dakika Yönetmen: Tom Shadyac, Oyuncular: Kevin Costner, Kathy Bates, Jacob Smith, Joe Morton, Leslie Hope, Ron Rifkin, Liza Weil, Susanna Thompson, Jay Thomas, Müzisyen : John Debney, Görüntü Y.: Dean Semler, Senaryo: David Seltzer, Brandon Camp, Mike Thompson, Yapımcı: Tom Shadyac, Roger Birnbaum, James D. Brubaker, Gary Barber, Michael Bostick, Storyline In this supernatural thriller, Kevin Costner plays Joe Darrow, a physician mourning the death of his wife Emily (Susannah Thompson) in a bus accident in South America, where she was providing medical outreach. Wracked by grief, Joe works extra shifts at the hospital to take his mind off the tragedy, but the intense workload triggers his short temper and some careless mistakes. His officious boss (Joe Morton) forces Joe to take time off, but Joe feels obligated to check in on his wife's pediatric patients, fulfilling a promise he made before she left. Visiting the ward, Joe starts to believe that Emily is using the near-death experiences of her terminal patients to communicate with him, through images the children report seeing in their dreams, and symbols they are inexplicably compelled to draw. While the children see Joe as a kindred spirit, the hospital staff worries about how these interactions are agitating them. At home, Joe begins finding other ethereal evidence of his wife's attempt to contact him from beyond the grave, some of it featuring the image of a dragonfly, which was the shape of the birthmark on her shoulder. His friends and a caring neighbor (Kathy Bates) worry that Joe is losing his marbles, especially as his quest becomes more frantic, putting his job in jeopardy. Derek Armstrong, Rovi
Öncelikle bloğumdaki ilk yazım ve ilk film önerim boş zamanlarınızı iyi değerlendirmek maksadıyla elimden geldiğince izlenebilitesi olabilecek filmleri size önermeye çalışcam. Aşkın yaşı yok(The Rebound) isminden de anlaşılacağı üzere filmin konusunu anlamışsınızdır burada dikkatinizi çekmek istediğim nokta filmin konusu değil işleyiş şeklidir. Romantik komedi türüne örnek gösterilebilecek sıkılmadan izleyeceğiniz, zaman geçirmek için biçilmiş kaftan olan bir filmdir. Film kesinlikle sizi içine çekiyor bir tavsiyem daha var mümkünse alt yazılı izleyiniz iyi seyirler :) Ayrıca konusunu merak edenler için kısa bir özetini yazıyorum spoiler içerir The Rebound, New York'ta geçen ve 24 yaşındaki bir adamla 40 yaşındaki seksi komşusu arasındaki engellenemez çekimi anlatan bir romantik komedi. Sandy, 40 yaşına yeni basmış, 2 çocuk annesi güzel ve seksi bir kadındır. Sleepy Hollow yakınlarında bir banliyöde yaşamaktadır. Pasta yapmak, sandviç hazırlamak, çocukları okula bırakmak, fantezisi olan futbol ligini takip etmek gibi birçok işi aynı anda yürütme konusunda uzmanlaşmıştır. Dışarıdan mükemmel bir dünya gibi gözüken hayatı kocasının onu aldattığını öğrenmesiyle darmadağın olur. Acı gerçekle yüzleşince 2 çocuğunu da alıp, bir iş bulmak ve yeni bir hayata başlamak üzere New York'a taşınır. Orada tam olarak hayatının en kötü noktasında olan 24 yaşındaki üniversiteden yeni mezun olmuş, sempatik Aram Finkelstein'la tanışır. İki hafta önce evlendiği Fransız karısı tarafından terk edilmiş ve kendisiyle sadece yeşil kart almak için evlendiğini öğrenmiştir. Romantik ve iyimser bu genç, dünyaya olan inancını kaybetmemek için mücadele vermektedir. Aram iki işte birden çalışmaktadır; biri “Kadınlar Merkezi”, biri de Sandy'nin kiraladığı evin altındaki kahve dükkanıdır. Hemen arkadaş olurlar. Sandy, “New York Spor Kanalı”nda işe alınınca Aram'dan çocuklarına bakıcılık yapmasını rica eder. O da bu teklifi kabul eder. Sonuçta bir kariyeri yoktur, çok az arkadaşı vardır ve aşırı ilgili ebeveynleriyle gereğinden fazla zaman geçirmektedir. Sandy kariyerinde hızla yükselmektedir, bir terfi teklifi alır. En iyi arkadaşı da ona tekrar bir ilişkiye başlaması konusunda cesaret vermektedir. Fakat felaket bir randevudan sonra kendini artık birileriyle çıkma günlerinin bitmiş olduğuna inandırır. Bu arada, Aram da hayatlarının büyük bir parçası olmaya başlamıştır. Onunla zaman geçirmek çok eğlencelidir ve çocukları onu sevmektedir. Çok çabuk bir şekilde aile gibi olmuşlardır ve birlikte olmaları için bir sürü engel olmasına rağmen birbirlerine aşık olurlar. Sandy ve Aram ilişkileri ile ilgili arkadaşlarından ve ailelerinden tepki görürler. İkisinin de ilişkilerinin kısa süreli bir eğlence mi yoksa sonsuza kadar sürecek bir aşk masalı mı olduğuna karar vermeleri gerekmektedir IMDB Puanı 6.3/10 Yapım: 2009 - ABD, Türkiye, Hindistan, Tür: Komedi, Romantik, Süre: 95 dakika Yönetmen: Bart Freundlich, Oyuncular: Catherine Zeta-Jones, Justin Bartha, Jake Cherry, John Schneider, Lynn Whitfield, Stephanie Szostak, Skai Jackson, Samantha Ivers, Alana Cadiz, Fatima Ptacek, Jennifer Wiener, Kate Jennings Grant, Kelly Gould, Alice Playten, Steve Antonucci, Art Garfunkel, Eliza Callahan, Robert Bizik, Saidah Arrika Ekulona, Tom Riis Farrell, Daniel Burress, Marc Alan Austen, Megan Byrne, Kate Cullen Roberts, Sara Derosa, Perry Silver, Jordan Carlos, Gary Cherkassky, Marcel Simoneau, Andrew Cherry, Ramon Flowers, Rachel Parker, Lawrence Stallings, Gregory Marcel, Paul Basile, Rob Kerkovich, Lisa Gerber, Müzisyen : Clint Mansell, Görüntü Y.: Jonathan Freeman, Senaryo: Bart Freundlich, Yapımcı: Robert Katz, Mark Gill, Bart Freundlich, Not : Türkiye'de çekilmiş sahnelerin yanında Saadet Aksoy kısada olsa rol almıştır Storyline Sandy, upon discovering her husband's infidelity while watching her son's birthday video, leaves the suburbs and moves into the city. She gets an apartment that's above a coffee house where she befriends one of the workers, Aram, a guy whose wife only married him so she could get a green card. Aram's family thinks he's wasting his life and education by working in the coffee house. Soon after moving into the apartment, Sandy hires Aram to be her nanny while she takes on work for the first time since her children where born. It isn't long when Aram and Sandy find they get along wonderfully and start to date. But the question is: is their relationship real or is it, in fact, just a rebound for both of them?